Pinti Hanım

e-Posta

Pinti (yakınlarının ona böyle hitap etmesini ister, gerçek adı Pythia gibi bir şeydi galiba) ile bir Yunanistan seyahatinde, Atina'da tanıştık. Hoş bir hanımdı. Şaşılacak derecede iyi Türkçe konuşuyordu (çok fazla dil biliyor sanırım). Biraz muhabbetten sonra arkadaş olduk ve akşam birkaç kadeh parlattık...

Uzo'nun dibine gelirken Delfi diye bir yerlerde doğduğundan bahsetti. Gündüzleri turist rehberliği ve falcılık yapıyor kazandıkları ile geceleri kafa çekiyormuş (ona şüphe yoktu); göründüğünden çok daha yaşlıymış, eskiden çok ünlüymüş, Apollo diye manitası varmış (ben de Starbuck'ın kankasıyım dedim; muhabbet olsun) falan... Falcı geyiği. Gene de gözlerimin içine bakıp tuhaf tuhaf mırıldanması beni pek etkilemişti; gnōthi seauton ne demek acaba?

Lafı uzatmayayım, İstanbul'u gezdirme karşılığın (en son 1204'te dördüncü haçlı seferi ile gelmiştim dedi, evet tabi dedim) bizim için fal bakmayı (bakla galiba) kabul etti. Matematik de biliyormuş; küçüklüğünde Pisagor mahalle mektebine gitmişmiş...

Eh, işte böyle.


Pinti Kalimera. Hikaye gerçekten de yukarıdaki gibi. Tuhaf bir anlaşma yaptık.

İstanbul'da daha uzun kalabilmek için kiralık ev arıyorum. Acıbadem taraflarında.

Taşınır taşınmaz kehanetlerime, pardon pek bilimsel ultra gerçekçi matematiksel tahminlerime başlıyacağım (böyle dersem hit diye birşey varmış, o artarmış).

Belki kısa zamanda işe başlarım; para lazım; kiralar feci artmış son 800 yılda. Nasıl yaşıyor burada insanlar?

Eski günleri arıyorum bazen.  Evet.